Tanrı Argümanları: Ontolojik Argüman – Michael Huemer

Kualia Analitik Felsefe

Kualia Analitik Felsefe

Kaynak: https://fakenous.net/?p=1863

Yazar: Michael Huemer

Çevirmen: Tahsin Aladağ

 

 

Ontolojik argümanı ilk duyduğumda gördüğüm en bariz sofistlik eseri olduğunu düşünmüştüm. Günümüzde kimsenin bu argümana inanmadığını varsaydım. Daha sonrasında ise yanıldığımı öğrendim: Bu argümanı hala işe yarar bulan filozoflar varmış. Neyse, argümanın açıkça berbat olduğu konusunda bana katılıyorsanız bile hatanın tam olarak ne olduğunu öğrenmek ilginizi çekebilir.

 

ONTOLOJİK ARGÜMAN:

Geleneksel argüman şöyle ilerliyor:

St.Anselm’in Versiyonu:

  • Tanrı kendisinden daha iyi bir varlığın düşünülemeyeceği varlık olarak tanımlanır. (Öncül/tanım)
  • Bu sebeple tanrıdan daha iyi bir varlık düşünülemez. (1’den)
  • Var olan bir tanrı düşünülebilir. (Öncül)
  • Var olan bir tanrı var olmayan bir tanrıdan daha iyidir. (Öncül)
  • Bu yüzden, eğer tanrı yoksa, tanrıdan daha iyi bir şey düşünülebilir. (3 ve 4’ten)
  • Bu yüzden tanrı vardır.

Descartes’ın versiyonu:

1’- Tanrı üstün mükemmel varlık olarak tanımlanır (Öncül/Tanım)

2’- O zaman tanrı üstün mükemmel varlıktır

3’- Her üstün mükemmel varlık bütün mükemmelliyetleri ihtiva eder. (Öncül/Tanım)

4’- Varoluş bir mükemmelliyettir. (Öncül)

5’- Bu yüzden tanrı varoluşu ihtiva eder (1-4’)

6’- Bu yüzden tanrı vardır.

Bir versiyonda ne yanlışsa büyük ihtimalle diğer versiyonda da yanlıştır.

İki Geleneksel İtiraz:

Pizza İtirazı

Akla gelen ilk itiraz reductio ad absurdum (saçmaya indirgeme) olur: eğer bu argüman işe yarıyorsa, aynı şekilde mükemmel bir pizzanın varlığı da ispatlanabilir. Mükemmel bir pizzaya işaret etmek için “Spizza” gibi bir kelime tanımlayalım. Eğer varoluş bir mükemmeliyet ise Spizza varolmak zorundadır.

Descartes buna Spizza kavramının (o başka bir örnek kullanmıştı) farklı olduğunu söyleyerek cevap verdi, çünkü orada birbirinden ayrı iki kavramı birleştiriyoruz: Mükemmeliyet kavramı ve pizza-lık kavramı. Bu iki özelliğe birden sahip olan bir şey olduğundan emin olamayız. Fakat TANRI kavramı sadece tek bir basit kavram kullanır, mükemmelliyet kavramı. Tanrının diğer bütün özellikleri bu kavramdan yola çıkarak oluşur.

Bu yanıtın geçerli olduğunu düşünmüyorum; bana kalırsa karmaşık bir kavram mı yoksa basit bir kavram mı olduğu önemli değil zira Ontolojik Argüman’ın mantığı iki türlü de uygulanabilir.

Fakat reductio itirazı bize Ontolojik Argümanın sorununu söylemiyor. Bize sadece bir sorun olduğunu düşünmek için sebep veriyor. Sorunun ne olduğunu aramaya devam etmeliyiz.

Varoluş Bir Nitelik Değildir

Diğer bir itiraz ise iki argümanda da dördüncü adımın yanlış olduğu. Varoluş bir mükemmelliyet veya iyi kılma-niteliği değildir, çünkü varoluş bir şeyin özelliği değildir.

Belki şöyle daha iyi anlatabiliriz: 4/4’ iddia ediyor ki bir şey farklı bir şekilde var oldu mu bir özellikten (“iyilik”, “mükemmellik”) daha fazlasına sahip olur. Bu kavramsal olarak karışıktır, zira varolmayan şeyler olabileceğini varsayar. Var olan bir şeyi alıp gidip varolmayan bir şeyle karşılaştırıyor… fakat bu mantıklı değil. “Varolmayan” bir özelliği olan bir şeye sahip olduğunuz anlamına gelmiyor, orada hiçbir şey olmadığı anlamına geliyor. Yani varolan şeyi kıyaslayabileceğiniz bir şey yok.

Bence bu itiraz felsefi olarak ayrdınlatıcı. Fakat görünüşe göre 4.adıma gelen her itirazdan basitçe var oluşu tanrının tanımının içine inşa ederek atlatabilirsiniz gibi duruyor. Örneğin tanrıyı “her şeye kadir, dünyanın varolan yaratıcısı” olarak tanımlayın. O zaman 4. Adıma ihtiyacınız kalmıyor ve varoluşun “iyilik” veya “mükemmelliyet” tarafından ima edilip edilmediğini tartışmanıza da gerek kalmıyor.

Elbette, bu sezgisel olarak argümanın sofistlik olduğunu daha bariz kılabilir. Yine de, hala tam olarak neyin yanlış olduğunu söylemedik.

YANLIŞ OLAN ŞEY

Descartes’ın versiyonu

Şimdilik Descartes’ın versiyonuna odaklanalım. İkinci adım birinci adımdan çıkmıyor. Birinci adım bir kelimenin anlamı, bir kavramın analizi veya o tür bir şey ile ilgili bir öncül. Basit olsun diye buna “tanrı” kelimesinin anlamı üzerine bir öncül diyelim. Bu tür bir öncül bize bir şeyin bir kelimenin ona uyması için hangi özellikleri taşıması gerektiğini söyleyebilir. Bize bu kelimenin bir varlığa uyup uymadığını söyleyemez, bunun için, bu gerekli özelliklere sahip olan bir şeyin gerçekten var olup olmadığını bilmemiz gerekir.

Bu yüzden doğru çıkarım şöyle olurdu:

1”- Tanrı “üstün mükemmel varlık” olarak tanımlanır.

2”- Bu yüzden eğer tanrı kelimesi bir varlığa uyuyorsa, o şey üstün mükemmeldir.

Bu geçerli olurdu. Aynı şekilde şöyle de diyebilirsiniz “Eğer Tanrı varsa, Tanrı üstün mükemmel varlıktır”.

Başka herhangi bir kavram hakkında da aynı şeyi söyleyebiliriz. Örnek olarak bekarlar evlenmemiş erkekler olarak tanımlanır. Bundan eğer “bekar” varsa o kişinin evlenmemiş olduğu çıkar. Ya da: eğer “bekar” birine uyuyorsa o kişinin evlenmemiş olduğu anlamı çıkar. Fakat tamamen şartlı olmayan bir ifade çıkarmamızın yolu yok.

Anselm’in Versiyonu

Anselm’in versiyonuna uygulanması doğrudan olur. 2’nin 1’den çıkması için 2 şöyle olmalıdır:

2*- Eğer herhangi bir şey tanrıysa, ondan daha iyi bir şey düşünülemez.

O zaman sonuç şöyle olur:

6*- Eğer herhangi bir şey tanrıysa, tanrı vardır.

Fakat, Anselm’in versiyonundaki “düşünülebilirlik” faktörü yüzünden başka bir okuma da mümkün. 2.adımın şu şekilde yorumlanabileceği de iddia edilebilir:

2**- Bir şeyin Tanrı olduğu ve başka bir şeyin ondan daha iyi olduğu bir senaryo düşünülebilir

Bu meşru gözüküyor. Fakat belirsizlikten kaçınmak için 5. Adımı da paralel bir şekilde okumalıyız:

5** Eğer tanrı yoksa, o zaman tanrının ve başka bir şeyin olduğu ve diğer şeyin tanrıdan yüce olduğu bir senaryo düşünülebilir.

Fakat şimdi bu yanlış olur ve kabul etmek için hiçbir sebebimiz olmaz. Hatırlayın ki 5.adım bunlardan çıkartılmalıydı:

  1. Varolan bir tanrı düşünülebilir.
  2. Varolan bir tanrı varolmayan bir tanrıdan daha iyidir.

5** bunlardan türetilemiyor. Bunlardan çıkan sonuç eğer bu dünyada tanrı yoksa tanrının bu dünyada olduğundan daha iyi olan bir tanrıya sahip bir dünya hayal edebileceğimizdir. Gerçek dünyada, varsayalım ki, varolmadığı için tanrının iyilik derecesi sıfır olsun. Tanrının iyilik derecesinin sıfır olmadığı bir dünya hayal edebilirsiniz. Bu şekilde tanrıdan daha iyi bir şey hayal edebilirsiniz. Fakat hala yine de hem Anselm’in tanrısının hem de daha büyük bir tanrının birlikte varolduğu bir dünya hayal edemezsiniz.

Modal Versiyon

Ontolojik argümanın modal versiyonları bu günlerde daha popüler. Onlar da şöyle ilerliyor:

  • Zorunlu olarak var olan bir tanrı mümkündür.
  • Zorunlu olarak P mümkünse, zorunlu olarak P’dir. (Modal mantık teoremi, spesifik olarak S5)
  • Bu yüzden tanrı zorunlu olarak vardır.

Buna çok da dikkat vermeye gerek duymuyorum, çünkü bana kalırsa burdaki sorunun ne olduğunu anlamak çok basit – #1 bariz bir şekilde yanlış. (Not: [Tanrı yoktur]un çelişkisiz olduğunu düşünün, eğer çelişkisiz ise, çelişkili olabileceği bariz bir şekilde yanlıştır. Aynısı metafiziksel imkansızlığa da uygulanabilir). Sanırım bazı insanlara, karışıklık yüzünden, mümkün gözükebilir.

Her neyse, bence #1 şu kadar mümkün :

1’- Zorunlu olarak var olan bir pizza olması mümkündür

Buradan zorunlu bir pizza olduğunu kanıtlamanız kadar.

3 thoughts on “Tanrı Argümanları: Ontolojik Argüman – Michael Huemer

  1. 1) Madde kendi kendini yaratamıyor.
    2) Canlı varlıklar maddeden başka türlü bilince sahip
    3) Zorunlu olarak pizza var olamaz..
    4) Çünkü pizza madde ve ölü organiklerden oluşuyor..Bilinci yok.
    5) Evreni ve canlıları yaratan en az bir yaratıcı vardır..
    6) Tanrı zorunludur, ama dinlerin anlattığı Tanrı gibi olmayabilir..

    1. Serkan, analitik felsefeyi yanlış anlamışsın; cümlelere sayı verdiğin zaman analitik felsefe olmuş olmuyor. Bunu senin iyiliğin için söylüyorum. Umarım kendini geliştirebilirsin.

      “1)Madde kendi kendini yaratamıyor”
      Argüman kuruyorsan, argümanı kurduğun soyut kavramların tanımını vermelisin. Örneğin,
      ‘a)Yaratmak, bir şeyi yoktan var etmektir.’ gibi bir şey söylemelisin.
      Ayrıca, yaratmayı tamamlamak yetmiyor. Burada gizli öncülünü de ortaya koymalısın:
      ‘b)Yaratmak diye bir şey vardır.’
      Şimdi b’yi kabul etmeyen biri, neden senin argümanının devamını okusun? Yaratmak diye bir şeyin var olduğunu kabul etmemek de en az var olduğunu kabul etmek kadar makul. Hatta, felsefi literatürde bir şeyin yoktan var edilemeyeceği daha yaygın bir kabul. Yani maddenin farklı biçimlerde de olsa her zaman olduğu kabul edilebilir. Ancak a’yı belki bu şekilde tanımlamıyorsundur. Ama bunu bilme imkanımız ne yazık ki yok. Belki ‘c)Yaratmak bir şeyi biçimlendirmektir.’ diyeceksin. Bunu nereden bilebiliriz? Bu nedenle argümanın analitik değil. Devam edelim…

      “2)Canlı varlıklar maddeden başka türlü bilince sahip”. Canlı varlık ne demek? Bilinç ne demek? Bir hata daha. Kavramları genel kabullermiş gibi sunuyorsun. Ancak 1’deki hatayı tekrarlıyorsun. Sen bunun tanımını vermezsen bunu istediğimiz gibi yorumlayabiliriz. Bilimdeki şu yaygın kabule göre hareket edebiliriz:
      ‘d) Örgütlenmiş maddeye canlı denir, canlı ve cansız arasında sadece niceliksel bir fark vardır.’
      Ayrıca bir şekilde bilinci tanımladın diyelim. Canlı varlığın başka türlü bilince sahip olduğunu nereden biliyorsun? Bu bir kabul. Aksine, bilinç başka türlü olmayabilir, en basit maddede, bilincin en düşük biçimi olabilir ve arada sadece niceliksel bir fark olabilir. Ama bu kabullerini açmalısın. Bunları net bir şekilde ortaya koymalısın.

      3) “Zorunlu olarak pizza var olamaz.” Bunu nereden çıkardın. Argüman silsilesi belirsiz. Bunu hangi maddelerden çıkardığını, cümlenin yanına parantez içinde yazmalısın ki, bu tanıtlamayı test edebilelim. Bunu yazmazsan bunu bir öncül olarak değerlendirmek gerekiyor. Ama sezgisel olarak dediğini anlamaya çalışalım. Şunu mu demek istiyorsun: Bilinci olmadığı için zorunlu olamaz. O zaman yeni bir öncülle bunu göstermeliydin: Örneğin,
      ‘e) Bilinci olmayan şeyler zorunlu olamaz.’ gibi. Bunu göstermiş olsaydın şu şekilde bir eleştiri yapılabilirdi. Bilinç kavramında zorunluluk içerilmiyor bunu nereden çıkardın?
      Sezgisel olarak şu cevabı vereceğini tahmin ediyoruz.
      ‘f) zorunlu varlık yaratıcıdır’ ve ‘g)yaratmak bilinçli bir eylemdir’ h)Öyleyse, zorunlu varlık bilinçlidir.
      Bu şekilde devam ettiğimizde, yaratmanın eğer yaratma diye bir şey varsa neden bilinçli bir eylem olduğunu sorabiliriz. Buradaki gizli öncüllerini açığa çıkarmalısın: Örneğin, bir tasarım argümanı geliştirmelisin vs…

      5)”Evreni ve canlıları yaratan en az bir yaratıcı vardır”. Buna yapılacak itiraz b’ye yapılacak itirazla aynıdır. Neden bir yaratıcı olsun? Burada öncelikle kanıtlaman gereken şey nedensellik ilkesi olacak. Burada kozmolojik argümanlara başvurabilirsin. Ama bunları açık bir şekilde ortaya koymalısın ki biz de hangi öncülü kabul etmediğimizi söyleyebilelim. Örneğin, nedensellik ilkesinin bir durağı olduğunda kendini iptal ettiğini, bunun mantıksal olarak nedensellik ilkesini çelişmezlik ilkesiyle temellendirmeye çalışmak olduğunu gösterebiliriz.

      Bütün bunları açık bir şekilde kurmadığından sonuç da anlamsız oluyor. Nereden ne çıkarıldığı belirsiz. Senin iyiliğin için söylüyorum. Bu işlerde yeni gibisin. Zihinsel enerjini doğru yönetmeyi öğrenemezsen ciddiye alınmazsın. Bunun için tavsiyem, Tubitakın “Eleştirel Düşünme Kılavuzu” var oradan başlayabilirsin ardından, Teo Grünberg’in mantık kitaplarına çalışabilirsin. Şimdiden iyi çalışmalar dilerim.

  2. İyi günler hocam ben sizi tanıyorum, facebook ortamından bana cevabınız için sağolun..konuya dönersek makaleyi okudum ve fizik bilgimle biraz, hayatı yorumlamamla cevap verdim..Zaten hepimiz bunu yapıyoruz, sizi takip ediyorum sizde ön kabullerinizle veya değer yargılarınızla argumanlar sunup ilerliyorsunuz ki bu bence gayet normal zaten doğru tartışılarak bulunur..Analitik felsefecilerde kendi değerlerine göre bu felsefeyi yaptıkları açık..en azından geneli..zaten analitik felsefe bence sadece bir yöntem asla felsefenin ana akım felsefenin yerini alamaz..veya kabullerin..
    1)madde evrenin genişlediğini bugun ispat etmiş durumdayız bu bir yaratım sürecidir..Eğer bu düzeni madde sağlıyabileceğini düşünceydik bu dünyadaki konumumuzla ve doğrularla çelişki olurdu..ama uzayda super madde vardır bilinçli bir şekilde kurallar koyan o zaman siz haklı olabilirsiniz..
    2) Canlı fizik kurallarına aykırı hareket edebilendir..şimdi aykırı örnekler sunabilirsiniz ama bu benim az gelişmiş tanımımı çürütmez..
    3)Pizza makalede geçiyor, süper pizza var demekle yaratıcı yok demek arasındaki çelişkiyi evrenin bana gösterilen kadarıyla yargımda buluyorum..
    5) en az bir yaratıcı var belki daha da çok olabilir..sizce evrendeki düzen bir bilinç eseri değil midir?
    sizin bana tavsiye ettiğiniz kitaplarında hep satışı bitmiş oluyor ..ama okuma listeme aldım,ben analitik felsefe yapmadım numaralamın nedeni makeledeki mantık yanlış gelince kendi mantığımca kurdum .. yoksa ben okuyucuyum felsefe yapmam..okuyorum öğrniyorum..kolay gelsin..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir